ANTIK KENTLER

ANTIK KENTLER

Antandros Edremit İlçesinin Altınoluk Beldesinin 4 kilometre doğusunda, Kaz (İda) Dağı eteklerinde yer alıp, kurucuları hakkında farklı görüşler bulunmaktadır



ANTİK KENTLER

 

Antandros

Edremit İlçesinin Altınoluk Beldesinin 4 kilometre doğusunda, Kaz (İda) Dağı eteklerinde yer alıp, kurucuları hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Adramytteion-Asos yolu üzerinde stratejik bir konuma sahip olan kentin geçmişi, Antik yazarlara göre Troia Savaşı’na kadar dayandırılmaktadır. Kentteki en erken tarihihli buluntu MÖ 8. yüzyıla tarihlendirilen bir çocuk mezarıdır.

 

MÖ. 650’de Kimmerler tarafından işgal edilen Antandros, ardından MÖ 570′li yıllarda Lidya kralı Kroisos tarafından ele geçirmiştir. Bu dönem buluntularında bir yangın tabakasına rastlanıp, bu tabakanın savaşın izleri olabileceği şeklinde yorumlanmaktadır. Ardından sırasıyla Pers, Bergama Krallığı, Roma dönemlerinde önemini koruyan şehir Hristiyanlık döneminde Piskopozluk Merkezi haline gelmiştir. Tarih boyunca kereste imalatı ve tersaneleriyle ünlü kent,  birçok efsaneye konu olmuştur.

 

Troia (Truva) savaşlarının çıkmasına neden olduğu söylenen üç güzeller yarışması bu kentte yapılmıştır. Zeus’un en güzeli seçmesi için görevlendirdiği Paris, Athena, Hera ve Afrodit arasındaki güzellik yarışmasında, kendisine aşkı vadeden Afrodit’i birinci ilan eder. Bu vaadin ardından, Afrodit’in yardımıyla,  Paris’in Helen’i kaçırması sonucu Truva savaşı meydana gelmiştir. Savaş sonucu Akalar’ın Troia’yı (Truva) ele geçirmesiyle, Troia’lı kahraman komutan Aeneas yeni bir kent kurmak üzere Antandros’a gelir. Kaz Dağları’ndaki kereste ticareti ile ünlenen Antandros halkının yardımıyla gemiler kuran komutan Aeneas yolculuğuna buradan başlar.

 

Şehir nekropolü (mezarlık alanı) ile de ünlüdür. 700 yıl boyunca kesintisiz biçimde mezarlık olarak kullanılan şehir nekropolü, doğrudan gömü şeklinden yakarak gömmeye, lahitlerden, çatı kiremit mezarlara kadar tüm ölü gömme âdetlerinin görüldüğü ile bir laboratuvar özelliğine sahiptir.  Arkoloji çevrelerince geleceğin Efes’i olabileceği öngörülen Antandros Antik kenti kazıları günümüzde devam etmektedir.

 

 

Adramytteion

Anadolu’nun batısında, doğuda Madra Dağı, Kuzeyinde ise İda (Kaz Dağı) ile çevrili arazide, Ege Denizi ile karanın buluştuğu körfeze ismini veren Adramyttion Antik kenti, Burhaniye’nin Ören Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kent, birçok antik yazar tarafından, Mysia Bölgesi’nin önemli yerleşimlerinden biri olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca kent felsefeci Diodorus ve ünlü hatip Ksonokles’in memleketi olmasıyla da bilinmektedir.

 

Adremyttion’da ele geçirilen en erken tarihli buluntu, erken Tunç Çağı’na (M.Ö. 3000) dayanmaktadır. Kent, M.Ö. 550’li yıllarda (Lidya döneminde) Kroisos’un kardeşi Adramys tarafından yeniden imar edilmiş olup, kentin adını Adramys’ten aldığı belirtilmektedir. Lidyalılar’dan sonra kent, Persler, Büyük İskender İmparatorluğu, Bergama Krallığı ve Romalıların eline geçmiştir. M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen üzerinde Zeus başı ve Pegasus protomu bulunan sikkeler, yörede darp edildiği bilinen en eski ve ünlü sikkeleridir.

 

Kent, kara ve deniz ticaretinin yanında ve hakim olduğu zengin topraklar sayesinde Antikçağ’da bölgenin en önemli yerleşimlerinden biri olarak belirmiştir. Roma döneminden itibaren, Yunan anakarası, adalar ve doğu Akdeniz limanlarının yanında, Marmara denizine kadarki alanda deniz ticareti gelişmiştir. Bizans döneminde ise Asya Eyaleti’nin en büyük yargı merkezi olarak Adremyttion tayin edilmiştir.

 

Günümüzde halen gözlenebilen antik dönem iskelesi, sur kalıntıları, Apollon Tapınağı, Çoruk Köyü yakınlarındaki Roma dönemi köprüsü, Yılantepe Altarı başlıca kalıntılardır

 

 

Kyzikos

Kyzikos, Marmara kıyılarında Kapıdağ Yarımadası’nın karayla birleştiği yerin hemen kuzeyinde kurulu, limanı, Hdrian tapınağı, şarabı, zeytinyağı, mermeri, sikkeleri ve parfümleri ile ünlü ilk çağ kentlerindendir. Şehir, Mitolojiye göre Trak Kralı Eusorsos’un soyundan, Kral Kyzikos tarafından kurulmuş olup, bu sebepten kendisinin ismiyle anılmıştır.

 

2 bin 500 yıllık tarihi geçmişe sahip olduğu öngörülen Kyzikos Antik Kenti, M.Ö. 756 yılında, Milet’ten gelen göçmenlerce ele geçirilip Milet kolonisi haline gelmiştir. M.Ö. 546 yılında Lidya hakimiyeti altına giren Kyzikos, daha sonra Pers, Makedonya ve Romalılar’ın egemenliğine geçmiştir. M.Ö. 362 yıllarında Kyzikos en parlak dönem yaşamışsa da,  Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinden sonra önemini yitirmiştir. Tarihi sık sık depremlerle kesilen Kyzikos’ta MS. 543’de yaşanan deprem neticesinde, dünyanın 8. harikası olarak nitelendirilen Hadrian Tapınağı ve Kyzikos Amphitiyatrosu yıkılırken, kent terkedilmiştir.

 

Kyzikoslular, Hellenistik çağda ve Roma egemenliği dönemlerinde mimaride, bilimde ve sanatta ileri düzeyde bir uygarlık meydana getirmişlerdir. Kyzikos’tan günümüze kadar uluşan başlıca mimari kalıntılar, Hadrianus Tapınağı, Kyzikos Amphitiyatrosu, Bluterion (toplantı salonu), Apoolonis adına yaptırılan tapınak, Kirazlı Yayla Manastırı ve Palata Çeşmesi’dir.

 

 

Daskyleion 

Kent, Bandırma’ya 40 kilometre mesafedeki Ergili Köyü yakınında, Manyas Gölü kıyısındaki Hisartepe üzerinde yer almaktadır.  Lydia Kralı Gyges (687-645) tarafından, babası Daskylos’un adı verilerek kurulduğu söylenen şehrin, MÖ. VII. yy.ın ortalarından itibaren yerleşim gördüğü anlaşılıyor. Daskyleion, ülkemizdeki en kapsamlı, belkide tek, halen araştırması yapılan, Pers satraplık (valilik) merkezidir.  Persler’in, MÖ 546 yılında Lidya Krallığı ve ardından Batı Anadolu’yu ele geçirmesinden; MÖ 334 yılında Büyük İskender’in Granikos’ta Pers ordusunu yenmesine dek, iki yüzyılı aşkın bir süre boyunca neredeyse tüm Anadolu Persler tarafından yönetilir.

 

Hisartepe’de sürdürülen kazı çalışmaları, yerleşimin Frig, Lidya, Pers, Helen ve Bizans uygarlıklarına da ev sahipliği yaptığını göstermiştir. Söz konusu kazılarda başta bulla adı verilen mühür baskılar, kaya mezarları, “8" biçimli idoller, taş baltalar ele geçirilen başlıca buluntulardır.

 

 

Prokonnesos

Marmara Denizi’nin (Propontis) güneybatısında yer alan Prokonnesos (Marmara Adası), Gökçeada’dan sonra Marmara’nın en büyük ikinci adasıdır. M.Ö.1200’lerdeki İon göçünden sonra yerleşimin başladığı öngörülen kent, antik çağlarda stratejik konumundan dolayı tarih boyunca saldırıları uğramış ve yağmalanmıştır. Bu sebepten adanın çeşitli noktalarında farklı dönemlere ait kale kalıntıları bulunmaktadır.       

 

İlk çağdan günümüze ulaşan yapı kalıntısı olmamasına karşılık, kazı çalışmalarında Viranköy’ün güneyindeki tepede bir kale kalıntısı, Kesikçiler mevkiindeki limanda da horasan duvarlarla karşılaşılmıştır.                                                                      

 

Adanın en büyük doğal zenginliği olan mermer, ilkçağdan günümüze kadar yerleşimin cazibesini arttıran diğer unsur olmuştur.  Roma döneminden günümüze kadar, buradaki mermer ocakları işletilmiş ve burada üretilen lahit ve mimari unsurlar Avrupa’ya kadar talep görmüştür.