BANDIRMA

BANDIRMA

Bandırma, tarihi geçmişi, nüfusu ve doğal ticari imkanlarıyla Balıkesir’in dışarıya açılan penceresi konumundadır. Marmara Denizi’nin güneyinde yer alan ilçenin doğusunda Karacabey, batısında Gönen, güneyinde Manyas ve Kuş Gölü bulunuyor.



Yapmadan Dönmeyin:

Sahil yürüyüşü yapmadan

Edincik evlerini görmeden

Arkeoloji Müzesi’ni gezmeden

Kuş Cenneti Parkı’nı görmeden

Eşsiz doğanın keyfini çıkarmadan

 

Yüz Ölçümü :          833 km²

Nüfus (2018):          154.359

Merkeze Uzaklığı:  99 km

Geçmişi 5 bin yıl öncesine kadar dayanan ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Bandırma, İstanbul’dan sonra bölgenin ikinci büyük limanına sahiptir. Antik Çağ’ın en önemli yerleşim merkezlerinden biri olan ve Büyük İskender’in fetih arzularını güçlendiren Daskyleion Satraplığı da ilçenin tarihi geçmişine ışık tutuyor.    

       

Bugün 155 bine yakın nüfusu ile hareketli bir sanayi, ticaret merkezi ve muhteşem limanı sayesinde bölgenin dünyaya açılan kapısı durumunda olan ilçe, Türkiye’deki boraks madenlerinin işlenerek rafine edildiği çok önemli bir merkezdir. İlçenin kuzeyinde yer alan ve kendi adıyla anılan körfezin uzunluğu 31 kilometredir.        

                                                                      

Bandırma’nın içinde bulunduğu bölgede yapılan kazı ve araştırmalar, bu alanda MÖ. 6 bin yılının ortalarına uzanan Neolitik ve MÖ. 5 bin yılının sonlarına giden Kalkolitik yerleşmelerin olduğuna işaret eder. Bölgede MÖ. 4 bin yıllarında Yortan kültürü, MÖ. 3 binli yıllarda ise ilk Tunç Çağı ile birlikte Troia kültürü ile paralellik taşıyan yerleşmelerin varlığı görülür.

 

Bandırma, M.Ö. 2 bin yılı sonlarından Osmanlı egemenliğine kadar geçen dönemde sürekli göçler sonucunda adeta bir kültür mozaiğine dönüşmüştür. Bu dönemde bölgede, Frigler, Lidyalılar, Mysialılar, Traklar, Persler, Makedonlar, Roma ve Bizanslılar etkili olur.                                                    

 

M.Ö. 550–334 yıllarında Perslerin egemenliğinde kalan bölge Daskyleion’da bulunan Pers (Akhaemenid) Satraplığı (genel valilik) nedeniyle önem kazanır.                               

 

Büyük İskender’in M.Ö. 334 yılında Persleri yenmesiyle bölge, Makedonyalıların eline geçer. Sonraki yıllarda Türklerin egemenliğine girinceye kadar Roma ve Bizans yönetiminde kalır. Bandırma’ya Türklerin girişi ise Anadolu’da ilk Türk devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Bey’in 1076 yılında Kyzikos’la birlikte Aydıncık ve Bandırma’yı fethetmesiyle gerçekleşir.

 

1106 yılında Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan’ın vefatı sonrası bölge tekrar Bizans egemenliğine geçer. 1115 yılında bölgeye hücum eden Türkler, Bursa ve Apollonia’yı alarak, Kyzikos ve Bandırma (Panormos) üzerine yürür, ancak Haçlıların ardı arkası kesilmeyen akınları karşısında geri çekilir. Böylece bölge Bizans egemenliğinde kalır.                          

 

  1. yüzyılın sonlarında Selçuklu uç beyleri egemenliklerini ilan edince Bandırma da Karesi Beyliği’nin himayesine girer. Merkezi Balıkesir olmak üzere bölgeyi idare eden Karesi Bey, daha sonraları Marmara ve Çanakkale sahillerini, Karabiga ile birlikte bazı şehirleri ele geçirir.

Karesi Beyliği’nin Osmanlı’ya ilhakı sonrası idari bakımdan bir süre Aydıncık ve Hüdavendigar’a bağlı olan Bandırma, 16. yüzyılın ikinci yarısında Galata kazası Kapıdağı nahiyesine bağlanır.                  

 

Bandırma’nın o yıllardaki gelişmesinde padişahın Dergâh-ı Ali Çavuşlarından Haydar Çavuş’un Bandırma’ya yerleşmesi önemli bir etken olur.                     

 

Bazı kaynaklarda Bandırma’ya sürgün olarak gönderildiği belirtilen Haydar Çavuş, sahilde kendi adını taşıyan bir cami, medrese, hamam, beş ev, on dükkân yaptırır. Bu eserleri vakıf olarak Bandırma’ya bırakan Haydar Çavuş’un bundan sonraki yaşamı konusunda herhangi bir bilgi yoktur.

 

Bandırma, 1830 yılında Erdek ilçesi Kapıdağı’na bucağına bağlanır. Tanzimat’a kadar voyvodalıkla idare edilen ilçe, Tanzimat’ın ilanından sonra gerçekleştirilen idari yapılanmadan sonra Erdek ilçesine bağlı bir bucak olur.                                                     

 

1874 yılında büyük bir yangın geçiren Bandırma’nın tamamına yakını harap olur.

Yangın sonrası Bandırma kısa zamanda onarılırken, Haydar Çavuş Cami de on bir yılda kâgir olarak yeniden yapılır. 1876- 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sonunda, Kırım ve Romanya’dan göç eden Tatarların Bandırma’ya yerleştirilmesi, şehirde bir canlanmaya ve nüfusunun artmasına neden olur. Bu gelişmeler sonrası Bandırma, 1878 yılında Karesi Sancağı’na (Balıkesir) bağlı bir ilçe merkezi haline getirilir.

 

Daskyleion Antik Kenti, dünyada kazı çalışmaları yürütülen tek Pers satraplık (valilik) merkezi olup, ayrıca  bilinen en erken tarihli Zerdüşt tapınağına ev sahipliği yapması bakımından ayrıcalıklıdır. En parlak çağını Perslerin satraplık merkezi olduğu dönemde yaşayan kent, Antik Çağ’da Mysia olarak anılan Balıkesir’in, Bandırma ilçesi sınırları içerisindedir.                              

 

Kenti Anadolu’nun batıya açılan kapısı olabilecek uygunlukta bir bölgede kurmayı hedefleyen Persler, bunun için toprağı verimli, yaban kuşlarının, balığın bol olduğu bugünkü Manyas Kuş Gölü’nün (Daskylitis) güneydoğusunda konumlanmış Hisartepe ve çevresini seçmişlerdir.

 

Söylenceye göre kent, ismini Lydialı bir soylu olan Daskylos’tan alır. Antik Çağ yazarları, Daskyleion ve Paradeisos’un (Kuş Cenneti) güzelliğinden övgü ile bahsetmişlerdir. 28 yıllık bir aradan sonra 1988 yılında Prof. Dr. Tomris Bakır tarafından yeniden başlatılan kazılar, halen devam etmektedir.

 

Bandırma Arkeoloji Müzesi,  ziraat bahçesi olarak da bilinen Atatürk Parkı’nın yanında yer alır. Bandırma-Erdek, Çanakkale, İzmir yolunun kesiştiği noktanın yaklaşık 200 metre yakınında bulunması, tatillerini bu yörede geçirmek isteyenlerin müzeyi ziyaretini kolaylaştırır. Kyzikos Antik Kenti ve Daskyleion Ören Yeri kazılarında ortaya çıkan buluntularının sergilendiği müzede Pers Krallığı, Roma dönemi eserleriyle Geç Bizans Dönemi’ne ait batan bir geminin yükü de sergilenmektedir.

           

Osmanlı Dönemi’nde ilçeyi bayındır hale getiren Haydar Çavuş, Dergah-ı Ali çavuşlarından olup 1591 tarihinde inşa ettirdiği külliye ve vakıf sayesinde Bandırma’ya değer katan şahsiyetlerdendir. Eser uzunca bir süre ibadethane görevini sürdürüp, geçirdiği yangından sonra dönemin en ünlü mimarlarından Mimar Kemalettin tarafından neo-klâsik üslupta tekrar inşa edilmiştir.

           

Bandırma’nın simge yapılarından olan İskele Binası 1925’te inşa edilip Milli Mimari Akımı’nın şehrimizdeki en güzel örneklerindendir. Denizin doldurulması sureti ile inşa edilen yapı, nisbeten simetrik cephe tasarımı, sivri kemerli pencere kurgusu, tonozlar, büyük saçaklı çatısı ve köşe kuleleri ile inşa edildiği dönemin, yani Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi üslubunu yansıtmaktadır. Eski Gar Oteli (1926), yerleşimin diğer Milli Mimarlık Dönemi eserlerindendir.

           

Türk Dönemi’nde kentin en erken yerleşim bölgelerinden olan Edincik, Osmanlı döneminde Rumeli’ye geçişte önemli bir merkez olmuştur. Erdek ve Bandırma arasındaki yerleşim bu tarihi misyonu yanında tescilli sivil mimarlık ürünleri ile dikkat çekmektedir. Tipik Osmanlı geleneksel konut mimarisinin en güzel örneklerini görebileceğiniz Edincik, günümüzde restore edilen evleriyle kent turizminin yeni çekim merkezlerindendir.

           

Bandırma Kuş Cenneti Milli Parkı, bünyesinde barındırdığı 266 kuş, 118 bitki ve 23 balık ve çeşitli sürüngen türleri ile ulusal ve uluslararası anlamda çok özel bir bölgedir. Biyolojik çeşitliliğin, yaban hayatının, ekolojik dengenin korunması ve devamlılığının sağlanması için büyük bir değere sahiptir. Kuş Cenneti Milli Parkı, Balıkesir’in Bandırma ilçesine 18 kilometre uzaklıkta, eski adı Aphmitis Limne olan, Manyas Kuş Gölü’nün kuzeydoğusunda yer alır.                                            

           

1938 yılında Avusturyalı doğa bilimcisi Kurt Koswig, milli parkın bugün bulunduğu yeri görmüş, bu olağanüstü ornitolojik değeri belirleyerek, buraya “Kuş Cenneti” adını vermiştir. Saha 1959 yılında koruma altına alınmış ve milli park olarak ilan edilmiştir. Milli park, 15 Mart 1976 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından tabiatın en iyi korunduğu yerlere verilen “A” sınıfı Avrupa Diploması ile ödüllendirilmiş ve bu ödülü hala korumaktadır.                                              

           

Kuş Cenneti Milli Parkı, Marmara Bölgesi’nin ılıman iklimi içerisinde ve kıtalararası göç yolları üzerinde kuşların vazgeçilmez uğrak yeridir. Kuşlar göç yerlerine gidiş ve dönüşlerinde Kuş Cenneti’ne misafir olur, dinlenir, karınlarını doyurarak yollarına devam ederler. Kuş Cenneti’nde konaklama zamanları, türlerine göre bir saatle bir ay arasında değişir. Bölgede nesli tükenmekte olan türlerden tepeli pelikan, kaşıkçı ve çeltikçinin büyük üreme kolonileri bulunur.

           

Kuş Cenneti Milli Parkı, kuşların haricinde diğer hayvan türleri ve bitki toplulukları açısından da oldukça yoğun bir bölgedir. Ticari amaçla avlanan tatlı su ıstakozu bu türlerden biridir. Gölde başta sazan, yayın, turna, tatlı su kefali, filise, karabalık ve acıbalık olmak üzere 20’den fazla balık türü yaşar. Pürtüklü semender, yeşil kurbağa, ağaç kurbağası, ince kertenkele, benekli kaplumbağa ve kar faresi ise koruma altına alınan türlerdir.                                                           

 

Özellikle yaz aylarında göl kıyılarında suların çekildiği yerler zengin bir bitki örtüsü ile kaplanır.

 

Burada yetişen başlıca ağaç söğüttür. Kıyılarda ise ılgın, düğün çiçeği, saz, kamış, hasırotu, süsen, ayakotu, kındıra bulunur. Meşe, palamut, zeytinlikler, kızılçam, karaçam, kayın, gürgen, çınar ıhlamur ve kızılağaç dişbudak da kıyılarda görülen bitkiler arasında yer alır. Kuş Cenneti Milli Parkı ayrıca, Türkiye’de ornitoloji (kuş bilimi) turizmine açılan ilk turist çekim merkezlerinden biridir.

           

Uluslararası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Turizm Festivali, eşine az rastlanır bir doğa harikası olan Bandırma Kuşcenneti Milli Parkı’nın geniş kitlelere tanıtımının yapılabilmesi ve çevre kirliliğine kamuoyunun dikkatinin çekilebilmesi amacıyla, 1987 yılından bu yana düzenlenmektedir. Festivalde paneller, sergiler, tiyatrolar, halkoyunları gösterileri ve festival koşusu gibi etkinlikler düzenleniyor.



Yapmadan Dönmeyin:

Sahil yürüyüşü yapmadan

Edincik evlerini görmeden

Arkeoloji Müzesi’ni gezmeden

Kuş Cenneti Parkı’nı görmeden

Eşsiz doğanın keyfini çıkarmadan

 

Yüz Ölçümü :          833 km²

Nüfus (2018):          154.359

Merkeze Uzaklığı:  99 km